 |
|
Sayın İsmail Yakut,
Lütuf buyurduğunuz eserinizi aldım, sağ olun, var olun. Beni gerçekten üzen, fakat yazmaya da mecbur eden "Cehil-nâmeler"in yanına eseriniz yüreğime su serptiği için ayrıca sevindim. Tebriklerimle birlikte teşekkürlerimi sunuyor ve başarılarınızın devamını yürekten dilemekteyim.
(Orhan Şaik Gökyay (28 Mayıs 1992, Özel Mektup)
"... İsmail Yakıt'ın bu eseri şimdiye kadar ebced üzerine yazılanlar arasında en mükemmeli olma yanında her çeşit tarihe bol örnekler verme bakımından da tetkike değer ana eserlerden biridir"
Prof. Dr. Ali Alparslan (Türk Dili, Sayı 492, TDK, Ankara, Aralık 1992, s. 453-455)
".... Ebced hesabı ile tarih düşürmesek de bu konuda bilgi sahibi olmak, eski kültürümüzle ilgiyi kesmek istemeyenler için gereklidir. ... İsmail Yakıt ne eski yazı ne Latin harfleri devrinde örneği olmayan bir derleme yaparak, Ötüken yayınları arasında yayanlanmasını sağladı. Bu kitabı inceleyenler değerini hemen kabul edeceklerdir. Bu konuda fazla bir şey söylemek gereksiz. .. "
Prof. Dr. Hüsrev Hatemi (Türk Edebiyatı, Şubat/93 İstanbul, 1993)
|
ÖNSÖZ
|
|
Türk-İslâm kültür ve medeniyetinde müstesna bir yeri olan ebced hesabı ve tarih düşürme konusu, kültürümüzü araştıran herkesin yakın ilgisini çeker. Zira, atalarımızdan bize intikal eden cami, medrese, kütüphane, çeşme, hastane, kışla, şadırvan, köprü ve me-zar taşları gibi bütün kültür ve sanat abidelerinin kitabelerinde ebced hesabıyla tarihlere rastlamaktayız. Hatta yazma ve basma o-larak bize intikal eden Osmanlı Türkçesiyle yazılmış bütün ilmî ve edebî eserlerin tamamına yakın kısmında bu hesapla düşürülmüş ta-rihler oldukça fazladır. Kültürümüzün bir parçasını teşkil eden bu hususun cidden ele alınıp etraflı bir şekilde incelenip gün yüzüne çı-karılması gerekmektedir. Her önsözde gözüken “şimdiye kadar ko-nuyla ilgili derli toplu bir çalışma yapılmamıştır” şeklindeki bir ifa-deyi mutad olduğu için değil, cidden böyle bir şeyin yapılmadığını samimiyetle tekrarlıyoruz. Gerçi M. Mercanlıgil “Ebced Hesabı” a-dında küçük bir kitap neşretmiştir ama, eksik ve yanlışları bir tarafa bırakılırsa sadece bir tanıtmadan ibaret kalmıştır. Ebced hesabı ve tarih düşürme ile ilgili bilgiler, ancak bazı kitap sayfalarında, gaze-te, dergi ve münferit makalelerde, sözlük ve ansiklopedilerin “ebced” ve “tarih” maddelerinde kısa ve fragmenter olarak yer al-mıştır. Dolayısıyla konu üzerinde derinliğine güçlü ve detaylı bir çalışmadan toplumumuz ve kütüphanelerimiz maalesef mahrumdur.
İlk çalışmalarını 1974’de tamamladığımız ve o zaman “Ebced ve Tarih Hesaplan” adını verdiğimiz bir çalışmamız doksan sayfa tuta-rında olup ebced ve formülleri hakkında genel bazı bilgileri ihtiva etmekteydi. Neşredilmeyen bu çalışma, aradan geçen 17-18 yıl zar-fında öylesine bir doküman birikimine kavuştu ki, sonucunda, Os-manlı Türk toplumunun eser bıraktığı ve bu hesabı kullandığı her yerden örnekler elde etme imkânı doğdu. Gerçekten, Yemen’den Macaristan’a, Azerbaycan’dan Cezayir’e kadar bütün İslam coğraf-yasının özellikle Türk-İslâm âleminin sınırları içinde yer alan cami, medrese, köprü, çeşme, türbe ve mezar taşlan gibi tarihî kültür var-lıklarımızın kitabelerinin bir kısmı bizzat gidilerek, bir kısmı da eser-lerden taranarak fişlenmiştir. Bu arada başta divanlar olmak üzere yüzlerce eser taranmış, aynı zamanda özellikle İstanbul’daki hazireler ve mezarlıkların mezar taşlarının tarihli olanları sistematik bir fişlemeye de tarafımızdan tabi tutulmuştur. Böylece fiş sayısı cem’an onbeş bini aşmıştır.
Bu kadar geniş ve bol malzemeyi değerlendirmek için yapılması gereken fişlerin metodolojik tasnifiydi. Bunun için de gerekli olan dinamik bir plan yapmaktı. Zira herhangi bir tarih mısraı, bu planda kendiliğinden yerini almalıydı ve hattâ planın gerektiğinde her ye-rinde kullanılabilmeliydi. Seçilen fişlerden bir kısmı da kronolojide gösterilmeliydi. Konunun iyi takip edilebilmesi için de alt başlıklar konmalıydı. İşte bütün bu sebeblerden dolayı, konuyu dört ana bö-lümde ele aldık. İlkin “Ebced nedir?” konusunu ele alarak, menşeine dair bulunabilen bilgi ve rivayetlerin yanısıra, rakam-harf ilişkilerini ve diğer alfabelerdeki ebced konularını inceledik, ikinci bölümde, “Ebced Hesabı”nın ne olduğunu ortaya koymaya çalıştık. Çeşitleri, kullanıldığı yerleri ve özellikle tarih düşürmede kullanılması hakkın-da geniş bilgilerin yanısıra, Arapça ve Farsça düşürülen tarihlerle, âyet ve hadislerden düşürülen tarihleri inceledik. Üçüncü bölümde ise, başlangıcından günümüze kadar düşürülen tarihlerden her yıla ait en az bir örnek göstermek istedik. Kendi içinde kısımlara ayırdı-ğımız bu bölümde başlangıcını, gelişme devrini, altın çağını ve özel-likle Sururî’nin bu işteki maharetini, Sururî’den Tanzimat’a ve ora-dan yeni harfleri kabule kadar, kronolojik bir sıra içinde ele almaya çalıştık. Sonra da yeni harfleri kabulden günümüze kadarki tarihle-re, ilgili takvime göre kronolojide yer verdik. Yine bu bölüm içeri-sinde Rumî ve Milâdî takvime göre düşürülen tarihleri kronolojileri içerisinde gösterdikten sonra, Kurtuluş Savaşı ve Atatürk’e düşürü-len tarihleri de ele aldık. Dördüncü ve son bölümde, “Tarih Türleri ve Formülleri”ni inceledik. Kendi içinde beş ana kısımda ele aldığı-mız bu türlerin yine alt başlıklarla ihtiva ettiği formül sayısı 30’u aşmaktadır. Diğer eserlerde kiminde 8, kiminde 9 ve kiminde 15 ola-rak ele alınan tür sayısının ilk defa bu çalışmamızla 30’u aştığı görü-lecektir.
Sonuç kısmında ise Türk-İslâm kültüründeki yeri ve önemi açısından genel bir değerlendirme yapılmış ve kültürümüzdeki etkisi ve önemi 15 ana madde halinde gösterilmiştir. Sözlük kısmında ise ikibine yakın Osmanlı Türkçesi’nin kelimesi ve deyiminin karşılıkları verilmiştir ki, okuyanlar metinleri ve tarih manzumelerini anlamakta zorluk çekmesinler.
Çalışma içinde yer alan Farsça ve Arapça tarih mısralarının say-fa altında dipnotlar içinde tercümeleri verilmiş olduğundan bunlara tekrar sözlük kısmında yer vermedik. En sona da seçilmiş kaynaklar ve indeksi koyduk.
İşte bu plan dahilinde gerçekleştirdiğimiz bu kitabı yazarken karşılaştığımız ikinci büyük problem “imlâ” problemi idi. Bu husus konunun kendisinden kaynaklanmaktadır. Hatta “Ebcedde imlâ ol-maz” sözü meşhurdur. Tarihi verebilmek için müverrih düzgün bir imlâ ile yazdığında, şayet tarih çıkmazsa imlâda yapılabilecek bazı tadilatlara girişir. Gerek tarihin tam olarak bulunması ve gerekse vezinden dolayı yapılan bu tadilat ve işlemler imlâyı da büyük ölçü-de etkilemektedir. Biz, burada her müverrihin kendi imlâsına riayet etmeye çalıştık. Eski imlâda kullanılan “oldı, öldi, oğlı...” gibi sonu ya (ى) harfi ile biten kelimelerin imlâsını aynen koruduk. Ancak 1928 (H. 1347)’den sonra düşürülen tarihlerde eski harflerle göste-rildiğinde sonunda ya (ى) olsa bile yeni imlâ gereği “oldu, öldü, oğ-lu...” şeklinde gösterdik. Fakat bu dönemde bazı muktebes metin-lerdeki klasik imlâyı aynen almak gereğini hissettik. “Bey” kelimesi de eski imlâda “big” ve “beg” şeklinde yazıldığından aslına sadık kalmak için aynen gösterdik. “Hoca” ve “Molla” kelimeleri “Hvace”, “hâce”, “minla, mulla, monla” gibi, değişik telâffuz ve imlâları ol-duğundan “hoca” şeklini yeni imlâda koruduk, diğerinin ise eski im-lâdaki kullanılışına sâdık kaldık. Bundan başka belirtmemiz gereken bir başka husus da özel isimlerden yapılmış eser ve mekan adlarıdır. Bunları geleneksel olarak kullanıldıkları şekliyle vermeye çalıştık. Özel isimlerden yapılmış bu gibi isimleri mümkün mertebe bitişik yazmaya çalıştık. Meselâ: Sultanahmet, Yusufpaşa, Kocamustafapaşa gibi.. Ancak üç özel isimden fazla olanlarını ise bitişik yazma-mıza imkân yoktu. Meselâ: Cihangir-zâde Hacı Hasan Paşa Çeşmesi gibi...
Her ne kadar bir transkripsiyon cedveli verdikse de, artık günümüzde her harf için bir transkripsiyon işareti gerekli olmadığından çok yerde bu işaretleri kullanmadık. Ancak telâffuzu aynı, yazılışları ve anlamları farklı olan kelimeler için gerekli transkrpisiyon işaretle-rini kullandık. Tarih mısraları için ise, orijinal şekilleri aynen yazıl-dığından transkripsiyona pek ihtiyaç kalmamıştır. Bununla beraber, yazılıp da okunmayan özellikle Arapça terkiplerdeki elif harfini (’) işaretiyle verdik. ‘Ayn (ع) harfininin transkripsiyonunu tarih manzumelerinde gösterdik. Ancak Arapça’dan dilimize geçmiş ve ‘ayn harfiyle yazılan Ömer, Osman, Abdullah, Aynî, Ulvî ve İffeti gibi kişi adları ve mahlaslarında ‘ayn harfinin transkripsiyonunu gerekli görmedik. Yine bu cümleden olmak üzere, ğayn (غ) harfini, ebced konusunun tekniği gereği “ğ” ile yazdık. Keza Arapça’dan dilimize geçmiş Ragıp, Galip gibi kişi adlarında ise “g” şeklinde gösterdik. Arapça kökenli kelimelerde yer alan ve dilimize iki farklı telaffuzla geçen dâd (ض) harfinin her iki telaffuz şekline konteks içinde yer verdik. Meselâ: Kadıköy’de bu harf “d” sesi, “zarar” kelimesinde ise “z” sesi vermektedir. Bu sebeple Türkçe telâffuz şekillerini bozmamak için her iki yazılış şekli korunmuştur. Bu arada bazı özel imlâlara da yer verdik. Meselâ: Arapça “Ebâ yezîd” kelimesinden gelen ve dilimize elifsiz olarak “Bâyezîd” şeklinde özel isim olarak girmiş olan bu kelime bugün dilimizde “Bayezit”, “Beyazıt”, “Beyazıt” gibi değişik kullanılmaktadır. Artık Türkçeleşmiş bu keli-meyi Türkçe ses uyumu gereği, sadece kendi cümlelerimizde “Bayazıt” şeklinde kullandık.
Eseri hazırlarken karşılaştığımız üçüncü büyük problem vezin problemidir. Pekçok tarih mısraının aruz vezinleri doğrudur. Ancak pek azında vezin bozuktur. İleride de görüleceği gibi, müverrih dü-şürdüğü tarih mısraını her hangi bir vezne uyduramazsa, onu öylece vezinsiz bırakıyor ama manzumeyi vezinli olarak tanzim ediyor. Şu-nu da hemen belirtmekte yarar vardır ki, bazı tarih manzumelerinin mısralarının her biri ayrı ayrı vezinlerdendir. Bazıları ise karışık aruz cüzlerinden kurulmuş manzumelerdir. Bazı kaynaklarda yanlış o-kunmuş kelimeleri ve vezin hatalarını düzeltmeye çalıştık. Bazı me-zar taşlarındaki manzumeleri veznine göre tamir etmeye gayret gös-terdik. Arapça ve Farsça kelimelerde açık hecelerde uzun ünlüleri (ˆ) ile gösterdik. Kapalı hecelerde vezin gereği hece bir buçuk değe-rinde ise ünlüye (ˆ) işareti konmuştur. Bunun dışındaki kapalı hece-lerde uzunluk işareti gerekli gördüğümüz yerlerin dışında genelde kullanılmamıştır.
Bu ilmî araştırmanın hem pratik ve hem de kaynak olmak açısından iki önemli özelliği dikkate alınmalıdır. Pratik olarak; eseri okuyanların her hangi bir kitabeyi veya tarih manzumesini okuyup tarihini kolaylıkla bulabilmelerine yardımcı olmasıdır. Kaynak olarak ise; bilhassa şimdiye kadar düşürülen tarihler hakkında bir “külliyat” olmasıdır. Bu yüzden eseri hazırlarken her yıla ait en azından bir ör-nek göstermeye çalışarak bol miktarda tarih örnekleri sergiledik. Yukarıda bahsettiğimiz onbeş bin örnek içinden en çarpıcı ve en ö-nemli olduğuna kanaat getirdiğimiz tarih manzumelerinin ikibinden fazlasına yer verdik. Böylece mazide her hangi bir yılda düşürülen tarihlerin en önemlileri kolaylıkla bulunabilecektir. Bu açıdan bakıl-dığında bu kitap, konuya ilgi duyanlara bir rehber olabileceği gibi, üniversitelerimizin özellikle İlahiyat Fakültesi ile Edebiyat Fakülte-si’nin Tarih, Sanat Tarihi ve Türk Dili ve Edebiyatı öğrencilerine yar-dımcı ders kitabı olabilecek nitelikte hazırlanmıştır.
Kitap basılmadan önce, herbirinde konunun ayrı bir bölümünü ve veçhesini ele almak ve tanıtmak kaydiyle, İstanbul’da beş ayrı konferans verdik. Fatih Millet Kütüphanesi, Süleymaniye Kütüphanesi, Beyazıt Devlet Kütüphanesi, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Tıp Tarihi Bölümü’nde ve İlim Kültür ve Sanat Vakfı’nda verdiğimiz bu konferanslarda sayın dinleyicilerden tevcih edilen soruların cevaplarını kitabımızda vermeğe çalıştık. Bu arada kendi düşürdüğümüz tarihlerden örnekler de vererek altına mahlasımız olan “Yakut” ismini yazdık.
Her şeye rağmen hatalar mı? Elbette olacaktır. Zaten hiçbir be-şerî eser hatadan salim değildir. Görülebilecek noksanlıklar ve kayda değer hataların bildirilmesi bu satırların yazarının ancak minnettarlık duygularını artırır.
Eseri hazırlarken, kitabeleri ve hazireleri tararken pekçok dostumuzun az veya çok, uzaktan veya yakından katkıda bulunduklarını itiraf etmeliyiz. Kendilerine teşekkür borçlu olduğumuz bu kişilerin hepsini burada saymaya imkân yoktur. Ancak, kitabı bir an önce neşretmem için her gördüğü yerde soran ve artık aramızda olmayan merhum Prof. Dr. Amil Çelebioğlu’na Tanrı’dan rahmet diliyorum. Ayrıca konunun Türk kültürü açısından çok önemli olduğunu ısrarla belirterek teşviklerde bulunan emekli Prof. Dr. Nihat Keklik hocama şükranlarımı arz ediyorum. Kitabı bitirdikten sonra, gerekli tashih ve vezin kontrollerinde yardımlarını esirgemeyen aziz dostlarımız: Prof. Dr. Kemal Yavuz ve Dr. Yaşar Akdoğan ile Türkçe’nin imlâsıyla ilgili faydalı önerilerde ve yardımlarda bulunan Prof. Dr. A. Mertol Tu-lum’a teşekkürlerimi sunarım. Kitabın basımını can ü gönülden des-tekleyen arkadaşımız Mehmed Niyazi ile basım için her türlü gayret ve titizliği göstererek katkıda bulunan Ötüken Yayınevi’nin başta sa-yın müdürü Nurhan Alpay Bey olmak üzere diğer bütün çalışanlarına teşekkürü bir borç bilirim. Dileğimiz, bu kitabın bu sahada yapılacak araştırmalara bir kaynak teşkil etmesi ve bundan daha mükemmel çalışmaların meydana getirilerek Türk-İslâm kültürünün ortaya çıka-rılması, aydınlatılması ve kültürümüze hizmetin devamının sağlan-masıdır.
Tevfik ve hidayet Allah’tandır.
İstanbul, 1991 İsmail YAKIT
|
İKİNCİ BASKIYA ÖNSÖZ
|
|
“Türk-İslâm Kültüründe Ebced Hesabı ve Tarih Düşürme” adını verdiğimiz bu eser, ilk baskısını yaptığı 1992 yılından beri, konunun kültürümüzde ne kadar geniş ve derin bir yeri olduğunu gözler önü-ne sermiş ve böylece Türk okuyucusu ile kültür tarihi araştırması ya-panların yakın ilgisini çekmişti. Zaten son 7-8 yıldır piyasada nâdir bulunan bir kitap haline gelmesi bunun en önemli bir kanıtıdır.
Geçen bunca zaman içerisinde konuyla ilgili olarak, bir hayli yeni malzeme ve bilgi birikimi oldu. Bu arada tarih düşürme sanatı-nın günümüzde de devam ettiği tezini te’yid eden bazı usta kalemlerin mevcudiyetini memnuniyetle müşahede etme fırsatını da elde ettik.
Bu kitabın elinizdeki baskısının daha mükemmel olması için u-zaktan ve yakından pek çok dostumuzun, ilgi ve yardımlarını gördü-ğümüzü itiraf etmeliyiz.
Özellikle:
Kitabın ilk baskısı çıktığında baştan sona okuyarak gerekli tas-hihlerde bulunan Sn. Y. Müh. Mimar Necmeddin Hilâv Beyefendi’ye;
Yine kitabın ilk baskısı çıktığında “ebced notası” hakkında bilgi verilmemiş diyerek Türk-İslâm musikisinde ebced notası üzerine ha-zırladığı bir yazıyı, müteâkip baskıya alınması ricasıyla tarafımıza ulaştıran Şair Bestekâr, Dr. Cahit Öney Beyefendi’ye;
Elinizdeki baskısında yer alması için talebim üzerine, kendi dü-şürdükleri tarihleri bize ulaştıran değerli dostlarım; Şair Bestekâr, Prof. Ahmet Ayhan Altınkuşlar ile Hukukçu, Yazar Prof. Dr. Hüseyin Hatemî ve Şair İlahiyatçı, Prof. Dr. Mustafa Tahralı Beyefendi’lere;
Yine talebim üzerine, başta kendi düşürdüğü tarihler olmak ü-zere; merhum Hattat Necmettin Okyay, merhum Prof. Dr. Ali Nihat Tarlan, merhum Prof. Dr. Mehmet Çavuşoğlu üstadların tarihlerinden bize lütfeden değerli dostum, Hattat Eczacı Uğur Derman Beye-fendi’ye minnet ve şükranlarımı sunarım.
Ayrıca bu eseri yeniden basmak için bir çok resmi ve özel yayı-nevlerinin ısrarlı taleplerine rağmen “Bu eser Ötüken’in Türk kültürüne bir hizmetidir” diyerek dizgi ve baskı konusunda gerekli titizliği gösteren, başta kıymetli dostlarım Sn. Nurhan Alpay ve Sn. Erol Kılınç olmak üzere, Ötüken Neşriyat’ın değerli mensuplarına teşekkürü bir borç bilirim.
Isparta, 2003 İsmail YAKIT
|
İÇİNDEKİLER
|
|
KISALTMALAR
TRANSKRİPSİYON CEDVELİ
HİCRÎ ve MİLÂDÎ TARİHLERİ BİRBİRİNE ÇEVİRME FORMÜLÜ
ÖNSÖZ
İKİNCİ BASKIYA ÖNSÖZ
I- EBCED NEDİR?
A- EBCED KELİMESİ VE ALFABEYİ OLUŞTURAN DİĞER KELİMELER
B- MENŞEİNE DAİR RİVAYETLER VE YORUMLAR
1- Altı Şah
2- Altı Şeytan
3- Haftanın Günleri
4- Altı Dönem
5- İlâhî İsimlerin Altı Anahtarı
6- Altı Emir ve Yasak
7- Didaktik Tavsiyeler
8- Diğer Rivayetler
C- RAKAMLAR VE HARFLER METAFİZİĞİ
D- DİĞER ALFABELERDE HARFLER VE RAKAMLAR
1- Romen veya Latin Harfleri ve Rakamları
2- Fransız Rakamları veya Mâlî Rakamlar
3- Yunan Harfleri ve Rakamları
4- İbranî ve Süryanî Harfleri ve Rakamları
II- EBCED HESABI
A- TANIMI
B- ÇEŞİTLERİ
1- Asıl Ebced Hesabı = Küçük Ebced Hesabı (=Cümel-i Sağir)
2- En Küçük Ebced Hesabı (=Cümel-i Asğar)
3- Büyük Ebced Hesabı (=Cümel-i Kebir)
4- En Büyük Ebced Hesabı (=Cümel-i Ekber)
C- MÜŞTEREK SAYI ÇİZELGESİ
D- EBCED'İN KULLANILDIĞI YERLER
1- Günlük İhtiyaçlar ve Haberleşmelerde
2- İsim Sembolü Olarak
3- Çocuğa İsim Verilirken
4- Kitap ve Makalelerde
a) Kitap Sayfalarında
b) Kitapların Ay ve Sene Kayıtlarında
c) Yazı Bölümlerinde
d) Madde Başlıklarında
5- Resmî Devlet Kayıtlarında
a) Vak'anüvis Kayıtlarında
b) Vakıf Kayıtlarında
c) Sayımlar ve Envanter Hesaplarında
6- İlimlerde
a) Fen İlimlerinde
a1) Fizik-Matematik ve Astronomide
a2) Mimarlıkta
Mimar Sinan'ın Eserlerinde Ebced
Mühim Bir Açıklama
b) Cifr ve Vefk İlimlerinde
b1) Büyü ve Muskalarda
b2) Burçları Öğrenmede (=Eş Seçimi ve Astrolojide)
b3) Define Aramada
c) Tasavvuf ve Din İlimlerinde
c1) Tasavvufî Yorumlarda
c2) Zikr Sayılarının Belirlenmesinde
c3) Kur'ân Tefsirlerinde
c4) Kadir Gecesinin Tesbitinde
d) Musikîde (=Ebced Notası)
7- Tarih Düşürmede
E- TARİH DÜŞÜRMEDE GEREKLİ BİLGİLER6
1- Tanımı
2- Tarihler Nasıl Hesaplanır?
3- Ebced hakkında Gerekli İmlâ Kuralları
a) Telâffuz ve Hatt Özelliği
b) İmlâ Değişikliği
c) Terkiplerin Durumu
d) Şeddelerin Durumu
F- NELERE TARİH DÜŞÜRÜLMÜŞTÜR?
1- Mansıb ve Tayinlere
a) Padişahların Tahta Çıkmasına (=Cülûs)
b) Sadrazamların Tayinlerine (SM, 19-21, ABI, 228)
c) Şeyhülislâm Tayinlerine (SM, 26-7)
d) Diğer Tayinlere
2- Doğumlara
3- Sünnet Olanlara
4- Evlenmeler ve Düğünlere
5- Ölümlere
a) Kendi Eceliyle Vefat Edenlere
b) Şehit Olanlara
c) Boynu Vurulanlar - Katledilenler ve Cinayetlere
d) İntihar Edenlere
6- Zaferler veya Fetihlere (=Fütûhât)
7- Umumî Felaketlere
8- Cami, Mescid, Tekke, Zaviye, Medrese, Han, Hamam, Hastane, Köprü, Çeşme vs. Gibi Sadaka-i Cariyelerin İnşa ve Tecdidlerine
9- Yazma ve Basma Kitapların Tamamlanışına
10- Seyahatlara
11- Taht Kavgaları, İsyanlar ve Görevden Azlolanlara
12- Antlaşma, Kongre ve Sempozyumlara
13- Yeniyıl Tebrikleri ve Kutlamalara (SM, 64-66)
14- Hiciv ve İstihza İçin
15- Diğer Konulara
G- FARSÇA VE ARAPÇA TARİHLER
1- Farsça Düşürülen Tarihler
2- Arapça Düşürülen Tarihler
H- ÂYET VE HADİSLERLE DÜŞÜLEN TARİHLER
III. BAŞLANGICINDAN GÜNÜMÜZE TARİH DÜŞÜRME SANATI 135
A- BAŞLANGICI
1- İlk Belirtiler
2- İstanbul'un Fethine Düşürülen Tarihler
3- Hızır Bey ve Açtığı Çığır
B- GELİŞME DEVRİ
1. Hicrî IX. Asrın İkinci Yarısı (857-900 Yılları Arası)
2- Hicrî X. Asır (901-1000) Yılları Arası
3- Hicrî XI. Asır (1001-1100 Yılları Arası)
4- Hicrî XII. Asır (1101-1200 Yılları Arası)
C- ALTIN ÇAĞI
1- Sururî: Hayatı ve Şahsiyeti
2- Sururî'nin Kendisinden Önceki Olaylara Tarih Düşürmesi
3- Sururî'nin Kendi Hayatını Tarihlemesi
4- Sururî ve Hicrî 1211 Senesi
5- Sururî'nin Çok Tarih Düşürme Yeteneği
6- Sururî'den Nükteli Tarihler
7- Hicrî XIII. Asırda Sururî'nin Çağdaşı Müverrihler Tarafından Sururî'nin Ölümü-ne Kadar Düşürülen Tarihler
D- SURURÎ'DEN TANZİMAT'A KADAR
1- Müverrihlerin Çoğalması
2- Olaylara Müşterek Tarihler
E- TANZİMAT'TAN LATİN HARFLERİNİN KABULÜNE KADAR
1- Hicrî XIII. Asrın Sonuna Kadar (1255-1300)
2- Hicrî XIV. Asır'dan Harf İnkılâbına Kadar
F- LATİN HARFLERİNİN KABULÜNDEN GÜNÜMÜZE KADAR
1- Hicrî XIV. Asrın Sonuna Kadar (1347-1400/1928-1979)
2- Hicrî XV. Asır... (1401/1980'den Günümüze Kadar (= 1412/1991)
G- RUMÎ (= MALÎ) TAKVİME GÖRE DÜŞÜRÜLEN TARİHLER
H- MİLÂDÎ TAKVİME GÖRE DÜŞÜRÜLEN TARİHLER
İ- KURTULUŞ SAVAŞI VE ATATÜRK İÇİN DÜŞÜRÜLEN TARİHLER
IV- TARİH TÜRLERİ VE FORMÜLLERİ
A- MA'NEN TARİHLER
1- Kelime Tarihler
a) Bir Kelimeli Tarihler
b) Terkip Halindeki Tarihler
c) Kelime ve Terkip Halinde Olan Tarihlerin Tarih Manzumelerindeki Yeri
2- Tam Tarih
a) Asıl Tam Tarih
b) Katmalı Tam Tarih
c) Dolaylı Tam Tarih
3- Ta'miyeli Tarih
a) Eksik Ta'miye
b) Fazla Ta'miye
4- Noktalı Harflerle Tarih
a) Asıl Noktalı Harflerle Tarihler
b) Ta'miyeli-Noktalı Tarihler
5- Noktasız Harflerle Tarih
a) Noktasız Harflerin Hesaplanmasıyla Tarih:
b) Hiç Noktalı Harf Kullanılmadan Düşürülen Tarihler
6- Noktalı ve Noktasız Harflerle Tarih
7- Katmerli Tarihler (=Dütâ-Setâ-Ratâ...)
a) Asıl Katmerli Tarih
b) Beyitle Katmerli Tarih
c) Noktalı-Noktasız Katmerli
d) Katmerlinin Katmerlisi Tarih
8- Katıp-Atma Yoluyla Tarih
9- Muvassal Harflerle Tarih
10- Mukatta'a (Kesik) Harflerle Tarih
11- Mükerrer Harflerle Tarih
12- Gayr-i Mükerrer Harflerle Tarih
13- Müveşşah (= Tevşîh = Akrostiş) Harflerle Tarih
14- Beyitle Tarih
a) Her Mısra'ı Birer Tarih Olan Beyitler
a1) Her Mısra'ı Birer Tam Tarih Olan Beyitler
a2) Her Mısra'ı Menkut Tarih Veren Beyitler
b) Beytin Tamamı Sadece Bir Tarih Veren Beyitler
b1) Beytin Tamamının Bir Tam Tarih Olması
b2) Beytin Tamamının Menkut Bir Tarih Vermesi
c) Müstezâd Yollu Tarihler
S- LAFZEN TARİHLER
C- LAFZEN VE MA'NEN TARİHLER
1- Fazla Ta'miyeli Lafzen ve Ma'nen Tarihler
2- Eksik Ta'miyeli Lafzen ve Ma'nen Tarihler
D- KARIŞIK TARİHLER
1- Aktarmalı Kümelerle Tarih
a) "Birler", "Onlar" ve "Yüzler" Kümelerinin Aktarılması
b) Bileşik Formüller Yoluyla Aktarma
c) Çok Fazla Tarih Veren Beyitler: 22-30-64 ve 80 Tarihli Beyitler ve Hesap-lanışları
c1) Sururi'nin 22 -Tarih Veren Beyti
c2) Hâşimî'nin 30 Tarih Veren Beyti
c3) Resmî'nin 64 Tarih Veren Dörtlüğü
c4) Hasan Hakkı'nın 80 Tarih Veren Beyti
E- SATRANÇ USÛLÜ TARİH
F- MU'AMMA TARİHLER
1) Mu'amma Hakkında Bazı Açıklamalar
2- İzhâr-ı Muzmer Yoluyla Tarih
3) Bazı Yazma Eserlerin "Ferağ" ve "İstinsah" Kayıtlarında Görülen Mu'amma Usûlü Tarihler
G- BİLMECELİ TARİHLER
SONUÇ VE TÜRK-İSLÂM KÜLTÜRÜNDEKİ YERİ
KİTABIN BİTİŞİNE TARİHLER
KAYNAKLAR
SÖZLÜK
İNDEKS
|